Öz

Vergili birleşme nedir ve nasıl yapılır. Birleşme iki veya daha fazla ticaret şirketinin birbiriyle birleşerek yeni bir ticaret şirketi kurmalarından veya bir yahut daha fazla ticaret şirketinin mevcut diğer bir ticaret şirketine iltihak etmesinden ibaret olarak görülebilir. Devir, Türk Ticaret Kanunu’nda ayrıca anlatılmamış olup, birleşme ile birlikte anlatılmıştır. Şartlar yerine getirildiğinde, Kurumlar Vergisi Kanunu açısından birleşmenin vergisiz yerine getirilmesi işlemine devir denir. Bölünme, bir şirketin sermaye artırılarak veya azaltılarak mal varlığının ayrılmasıdır. Hisse değişimi ise tam mükellef bir sermaye şirketinin, diğer bir sermaye şirketinin hisselerini, bu şirketin yönetimini ve hisse çoğunluğunu elde edecek şekilde devralması ve karşılığında bu şirketin hisselerini devreden ortaklarına kendi şirketinin hisselerini vermesidir.

Tasfiye, birleşme, devir, bölünme temelde Türk Ticaret Kanunu’nda tanımlanmış olan ancak ortaya çıkardığı vergisel sonuçlar dikkate alınarak Kurumlar Vergisi Kanunu’nda da düzenlenmiş müesseselerdir. Bu çalışmada bölümler itibariyle ilk olarak Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan birleşme hükümlerine kısaca değinildikten sonra Kurumlar Vergisi Kanunu bakımından esas ve usule ilişkin koşullar ele alınmış, ardından özellik arz eden bazı konulara değinilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Birleşme, Devir, Türk Ticaret Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu

1.Vergili birleşme nedir

Şirketler kuruluş sözleşmelerinde yer alan amaçlarına ulaştıkları zaman ya da bu amaçlarına erişemediklerinde yetkili organları eliyle kendi istekleri ile veya zorunlu sebepler ile işletmenin yaşamına son verebilirler. Sona verme işlemleri ise ancak tasfiye ve iflas işlemleri ile olur. Tasfiye işlemleri hukukumuzda özel düzenlemelere bağlanmıştır. Türk Ticaret Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu ışığında tasfiyenin nasıl yürütüleceğini ve sonlanacağına yazının ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak değinilmeye çalışılacaktır.

Öte yandan, günümüz ekonomik koşulları zaman zaman şirketlerin hukuki yapılarında değişikliklere gitmelerini zorunlu kılabilmektedir. Bu çerçevede sermaye şirketleri başka şirketler ile birleşerek yeni bir şirket oluşturmak veya başka bir şirket ile devir yoluyla ekonomik ve hukuki birliktelik oluşturmak, nev’i değiştirmek, hisse değişimi yoluna gitmek veya tam ya da kısmi bölünme yoluna gitmek gibi tercihleri kullanabilmektedirler.[1] Ülkemizde Avrupa Birliği’ne uyum çalışmaları kapsamında yürütülen mevzuatsal çalışmalar sayesinde söz konusu tercihler vergili ya da vergisiz yeniden yapılanma şeklinde gerçekleştirilebilmektedir. Bu çalışmada birleşme müessesesi TTK hükümleri, KVK hükümleri, yargı kararları ve Maliye Bakanlığı görüşleri çerçevesinde incelenmesine çalışılmıştır.

 

1.1.KURUMLAR VERGİSİ VE TÜRK TİCARET KANUNUNDA BİRLEŞME

Birleşme, bir veya daha fazla ticaret şirketinin malvarlığının tasfiye olunmaksızın, içlerinden birine veya yeni kurulan bir ortaklığa, kendiliğinden külli halefiyet yolu ile geçmesi; bu suretle mal varlıklarının birleşmesi ve intikal eden mal varlığının karşılığı olarak, infisah eden ortaklığın ortaklarının, hesaplanan bir değiş tokuş ölçüsüne göre, bünyesinde birleşilen ortaklıkta, kendiliğinden ortaklık payı kazanmasıdır.[2]

1.1.1.Türk Ticaret Kanunu Açısından Birleşme

Birleşme, Türk Ticaret Kanunu’nun 136 ila 158’inci maddeleri arasında hüküm altına alınmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun 136’ıncı maddesi birleşmenin iki türlü olacağını; bir şirketin diğerini devralması veya yeni bir şirket içinde bir araya gelmeleri şeklinde olacağını belirtmiştir. Birleşme, devrolunan şirketin malvarlığı karşılığında, devralan şirketin paylarının bir değişim oranına göre devrolan şirketin ortaklarınca elde edilmesiyle gerçekleşmektedir. Devralan şirket devrolan şirketi bir bütün halinde devir almakta ve birleşmeyle devrolunan şirket sona erip ticaret sicilinden silinmektedir. Birleşme ile kurumsallaşmayı öngören madde hükümlerine göre geçerli birleşmeler aşağıdaki gibi olmaktadır:

Sermaye Şirketleri;
Sermaye Şirketleri İle                                                                        

Kooperatifler ile                                                                                             
Devralan şirket olmaları şartıyla kollektif ve komandit şirketler ile

Şahıs Şirketleri;
Şahıs şirketleri ile
Devrolan şirket olmaları şartıyla sermaye şirketleri ile
Devrolan şirket olmaları şartıyla kooperatifler ile

Kooperatifler;
Kooperatiflerle

Sermaye şirketleri ile
Devralan şirket olmaları şartıyla şahıs şirketleri ile

Bunların dışında kalan birleşmeler yasak birleşme olarak adlandırılmaktadır. TTK’nın 138’inci maddesine göre ise tasfiye halindeki şirketler, mal varlıklarının dağıtılmasına başlanılmamış ve devrolan şirket olması şartıyla birleşmeye konu olabileceklerdir. Türk Ticaret Kanununun 141’inci maddesi ile ortaklara yenilik doğurucu bir seçim hakkı tanınmıştır. Madde uyarınca birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde ortaklara, devralan şirkette pay ve ortaklık haklarının iktisabı veya iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilmektedir. Sadece ayrılma akçesinin verilmesi de öngörülebilmektedir. Birleşmede seçimlik veya zorunlu olan bu ayrılma hakkı, esas olarak birleşmeye muhalif olan devir olan şirketin ortaklarına ait olup devir edilen ortaklıktan ayrılma hakkı sağlamaktadır. Türk Ticaret Kanununun 150’nci maddesine göre birleşme, birleşmenin ticaret siciline tescili ile geçerlik kazanmaktadır. Tescil anında, devrolan şirketin bütün aktif ve pasifi kendiliğinden devralan şirkete geçmektedir.

1.1.2.Kurumlar Vergisi Açısından Birleşme

Kurumlar Vergisi Kanunu şirket birleşmelerini ikiye ayırmıştır. Bunlardan ilki vergili birleşmeler, ikincisi ise vergisiz birleşmelerdir.

1.1.2.1.Vergili Birleşme

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 18’inci maddesine göre bir veya daha fazla kurumun diğer bir kurumla birleşmesi durumunda, birleşme sebebiyle infisah eden kurumların birleşme karı için tasfiye hükümleri geçerli olmakta ve birleşmede tasfiye karı yerine birleşme karı vergiye matrah olmaktadır. Vergili birleşme olarak da ifade edilebilen bu tür birleşmelerde tasfiye karının tespiti hakkındaki hükümler, birleşme karının tespitinde de geçerli olmaktadır. Bununla birlikte münfesih kurumun veya kurumların ortaklarına ya da sahiplerine birleşilen kurum tarafından doğrudan doğruya veya dolaylı olarak verilen değerler, kurumun tasfiyesi halinde ortaklara dağıtılan değerler yerine geçmektedir.

Birleşme sonucunda tüzel kişiliği sona eren şirketlerin mal varlıklarının başka bir tüzel kişiliğe katılması, katılan ya da birleşen kurumların aktif kıymetlerinin değerlenmesini gerektirdiğinden, bu değer farklarının ve gizli yedeklerin vergilendirilmesi öngörülmüştür.[3] Birleşme karının kaynakları, birleşen kurumun aktif kıymetlerinin kayıtlı değerleri ile cari değerleri arasındaki farktır. Birleşme karı, birleşme dönemi sonundaki öz kaynak ile birleşme dönemi başındaki öz kaynak arasındaki fark bulunarak vergilendirilmektedir. Dolayısıyla varlıkların emsal bedeli ile değerlenmesi sonucu oluşturulan bilançoya göre tespit edilen öz sermaye ile birleşmeden önceki son bilançoya göre tespit edilen öz sermaye arasındaki müspet fark birleşme karıdır. Ayrıca bu farka birleşen kurumun firma değeri, peştamallık gibi değerlerinin de eklenmesi gerekir. Münfesih kurumun veya kurumların ortaklarına veya sahiplerine birleşilen kurum tarafından doğrudan doğruya veya vasıta ile verilen değerler ayrıca ilave edilmelidir. Bunun için de birleşme dönemi sonu ve birleşme dönemi başı olmak üzere iki ayrı bilanço çıkartılması gerekmektedir.[4]

1.1.2.2.Vergili Birleşmede Özellik Arz Eden Hususlar

Birleşilen şirkete devrolan veya yeni kurulan şirkete devredilen mallar emsal bedelleri üzerinden fatura düzenlemek şartıyla katma değer vergisi hesaplanmakta ve devralan şirket tarafından verilen en son katma değer vergisi beyannamesinde beyan edilerek ödenmektedir. Birleşme bilançosunda yer alan indirim konusu yapılmayan (devreden) katma değer vergisi, külli halefiyet gereği tüm borç ve alacaklar birleşilen veya yeni kurulan şirkete geçtiği için söz konusu işlemlerden sonra verilecek ilk katma değer vergisi beyannamesi devralan şirket devreden katma değer vergisi olarak beyan edilip indirim konusu yapılacaktır.

Vergili birleşmelerde, birleşilen şirketin birleşen şirketten aldığı gayrimenkuller birleşilen şirket açısından yeni iktisap sayıldığından birleşme tarihinden itibaren iki yıllık sürenin dolmasından sonra gayrimenkulün satılması ve diğer şartların yerine getirilmesi durumunda devralan şirket KVK 5/1-e indiriminden yararlanabilecektir. Birleşen şirket birleşme kazancı üzerinden de kurumlar vergisi ödemek zorundadır. Birleşme ile birleşen şirketin hukuki varlığının sona ermesi dolayısıyla birleşme kârı ile ilgili vergilerin ödenmesi konusunda değişik anlayışlar söz konusudur. Vergiler, birleşilen şirketten alınan hisse senetlerinden bir kısmı satılarak ödenebilir. Birleşen şirket, aktif değerlerinin bir kısmını söz konusu vergileri ödemek için birleşme dışında tutabilir ya da net aktif hesabında, birleşme kârına isabet eden vergiler borç unsuru olarak dikkate alınabilir. Birleşilen şirketten vergiler kadar daha az sermaye payı alınmaktadır.[5]

Birleşme ile birleşen şirketin ortaklarına ortaklık payları verilmektedir. Vergili birleşmelerde birleşen şirketin varlık değeri yeniden tespit edildiğinden gizli yedeklerin değerlenmesi sonucu ortaya çıkan değer artışı nedeniyle birleşilen şirketten alınan hisselerin değeri birleşen şirkette sahip olunan hisselerin nominal değerinden fazla olan kısmı birleşen şirketin hissedarları açısından menkul sermaye iradı sayılması gerekmektedir. Birleşme kârından kurumlar vergisi düşüldükten sonraki miktardan her bir ortağın hissesine düşen kısım kâr payı olup Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. Maddesine göre birleşmenin gerçekleştiği yılda dağıtıldığı varsayılmaktadır. Bu nedenle elde edilen gelir beyanname vermeyi gerektiren sınırlar içerisinde yer alıyorsa izlenen yıl içerisinde beyan edilecektir. Menkul sermaye iradı elde edilip edilmediğine ilişkin değerlendirmede de ifade edildiği üzere hisse senetlerinin başka hisse senetleri ile takası söz konusu olduğundan gerçekte kazanç elde edilip edilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Hisse senetleri sahipleri hisselerinin karşılığında yeni hisseler elde etmekte ancak nakit kazançları söz konusu olmamaktadır. Hisse senetleri sahipleri almış oldukları hisse senetlerini daha sonra elden çıkarmaları durumunda kazançları realize olduğundan elden çıkarttıkları tarihte vergilendirmeleri gerekmektedir.[6]

1.1.3.GELİR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN BİRLEŞME

Gelir Vergisi Kanununun 81’inci maddesine göre, gelir vergisine tabi olan şirketlerin aşağıdaki şartlar dâhilinde yaptıkları birleşme ve devir işlemlerinden doğan kazançlar vergilendirilmez:

– Kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir şirketin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması, devir alan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi şirketin sahip veya sahiplerinin şirketten devir bilançosuna göre hesaplanan özkaynak tutarında ortaklık payı alınması (Bu ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır.) ,

– Kollektif ve adi komandit şirketlerin ferdi bir işletmenin sermaye şirketine devrindeki yazılı şartlar dahilinde nev’i değiştirerek sermaye şirketi haline dönüşmesi (A.Ş. hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır.) halinde, doğan kazançlar vergilendirilmemektedir.

SONUÇ

Şirketler yetkili organları eliyle faaliyetlerine devam edemeyeceği kararı verdikten sonra dağılma sürecine girmektedirler. Bu dağılma ise bazen tasfiye bazen birleşme, bazen de devir suretiyle meydana gelmektedir. Bazen de finansal ve ekonomik nedenler nedeniyle kısmen bölünmekte veya hisse değişimi yoluna gitmektedirler. Tasfiye ve birleşme süreci şirketler açısından epeyce mali ve hukuki külfetler içeren bir süreç iken, devir, bölünme, hisse değişimi ise külfetli denilemeyecek bir süreç ile işletmelere önemli bir yapılanma imkânı yaratmaktadır. Bu açıdan tasfiye ve birleşme ile vergili bir şekilde dağılma meydana gelmekte iken, devir, bölünme, hisse değişiminde ise vergisiz bir yapılanma ortaya çıkmaktadır.

Gerek Türk Ticaret Kanunu, gerek Kurumlar Vergisi Kanunu, gerekse diğer ilgili mevzuatta yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, tasfiye, birleşme, devir, bölünme, hisse değişimi müesseseleri tüm yönleriyle incelenmeye çalışılmış, hukuki dayanakları açıklandıktan sonra uygulama süreci anlatılmış, özellikli ve tereddüte düşülen birçok konu örnekler verilerek daha anlaşılır bir şekilde aktarılmaya çalışılmıştır.

Kaynakça;
[1] Hızır Tarakçı, Vergi ve Sermaye Piyasası Mevzuatı ile Türk Ticaret Kanunu Açısından
Kurumalarda Sona Erme, İstanbul, Polaris Yay., 2003, s. 462; Atike Ayşe Kökbudak,
“Anonim Şirketlerde Bölünme”, İstanbul, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
2007, s. 15, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi)
[2] Mehmet KÜÇÜKKAYA, Makale, Vergi Uygulamaları ile Şirket Devir ve Birleşmeleri
[3] Karacan Sami, Aslanoğlu Suphi, makale, Türkiye’de Şirket Birleşmeleri ve Birleşmelerin
Vergilendirme Karşısındaki Durumu -I
[4] YALIN Işıl, Yüksek Lisans Tezi, Şirket Birleşmelerinde Verginin Rolü ve Bir Örnek
Uygulama
[5] Kavak, A. (2005). Sermaye Şirketlerinin Tasfiye, Birleşme, Devir ve Bölünme İşlemleri.
Ankara: Maliye ve Hukuk Yayınları, s. 51.
[6] Gökbel, D. (2004). Farklı Ülke Şirketleri Arasındaki Birleşmelerin Türk Hukukundaki
Vergisel Sonuçlarının Avrupa Birliği Hukuku ile Karşılaştırılması. H.Sümer ve H. Pernsteiner,
(Ed.), Şirket Birleşmeleri içinde (23 – 47). İstanbul: Alfa Yayıncılık.
 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
 1 Seri numaralı Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği
 Sermaye Piyasası Kurulu Birleşme ve Bölünme Tebliği

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi buraya girin